İnsanın Doğayla Dengelenme Formülü: Ayurveda Nedir?

Hindistan’da 5000 yıl önce doğan Ayurveda, insanoğlunun doğayla uyumlu yaşamasının, doğada şifa bulmasının anahtarıdır. Bu antik sistem, Ayur + veda köklerinden gelen  Sankrist dilinde bir kelimedir. Kelime anlamı olarak; Ayur: hayat,  Veda: bilgi, bilim demektir. Hayat bilgisi, hayat tecrübesi ve doğru yaşam olarak tercüme edilir.

Yıllar önce bu bilim, insan bedenindeki tüm sistemleri (dolaşım, sindirim, boşaltım, solunum, sinir, endokrin, üreme ve lenf) ve bu sistemlerin nasıl sağlıklı işlemeyeceğini çözerek, gerekli formülleri yazılı belgeler yani Vedalar’a kayıt etmiş ve günümüze kadar aktarmıştır.

Ayurvedanın  doğa ile dengelenmenin formülü beş element ve yaşamsal faaliyetleri nelerdir?

Beş element; boşluk, hava, ateş, su, toprak.

Beş yaşamsal faaliyet; nefes, beslenme, egzersiz /spor, yoga / meditasyon, beden terapi

Hepimiz, uzayın boşluk olduğunu biliyoruz. Aslında boşluk tüm elementleri içerir; hafif, yumuşak, ince bir yapısı vardır. Bedenimizde biz hissetmesek de ağzımızda, sindirim borumuzda ve akciğerimizde bulunur. Boşluğun, doğada ve hayatımız içindeki en büyük fonksiyonu; sesi ileterek duymamızı sağlamaktır. Bu nedenle duyusu ses, duyu organı kulaklardır.

Boşluğun hareket etmesiyle ‘hava‘ elementi oluşur. Hava; soğuk, hafif, ince, hareketli, pürüzlü ve kurudur. Havayı bedenimizde en çok rüzgârla hissederiz. Rüzgârın yüzümüze, tenimize değmesi bize doğanın gücünü hatırlatır ve yaşam enerjisi verir. İşte bu yüzden duyusu dokunmak, duyu organı tenimizdir. Hava; yaşamsal fonksiyonlarımızın temelini oluşturur. Nefes alıp vermemizi sağlayan akciğerimiz, oksijeni tüm bedenimize ulaştıran kalbimiz; havayı barındıran ana organlarımızdır. Bağırsaklarımızdaki gazlar hava içerirken, uzuvlarımızın hareket etmesini yine hava sağlar.

Havanın hareket özelliği yani sürtünme kuvveti,  ”ateş” elementini yaratır. Ateş; sıcak, kuru, keskin, hafif ve parlak özelliklere sahiptir. Dokunduğu her şeyi ve kendini dönüştürme özelliğine sahiptir. Bu nedenle bedenimizde dönüşümü sağlayan organlarda; bağırsaklarda ve hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasallarda (dopamin ve serotonin en bilinenleri) bulunur. Evrende ateş elementi güneştir, sıcak ve parlaktır. Parlak olmasından dolayı görmemizi sağlar ve duyu organı gözlerdir.

Ateşin yoğunlaşması ‘’su” elementin oluşturur. Su; hareketli, akışkan, yumuşak ve öz kütlesi olan bir elementtir. Doğadaki en güçlü elementlerden birisidir. Ateş gibi onun da kendini ve her şeyi değiştirme gücü vardır. Bedenimizin ve evrenin %70’i sudur ama salatalığın ve karpuzun %90 ‘ sudur. Biz besinlerin tatlarını tükürük bezlerimiz ve tükürük sıvımız sayesinde alabiliriz. Bu nedenle duyusu tatmak, duyu organı da dildir.

Su toprakla buluşur ve kendini toprağın içinde yok eder. Böylece ‘toprak‘ elementi oluşur. Aslında toprak elementi bize doğada ve bedenimizde katı olan maddeleri ifade etmektedir.  Bu nedenle bedenimizde kaslar, kemikler, kıkırdak, yağ dokuları, dişler, saçlar ve tırnaklar olarak kendini gösterir. Katı olmasından dolayı özellikleri; durağan, yoğun, kaba ve serttir. Toprak kokusu doğanın kokusudur, bu nedenle duyusu koklamak, duyu organı da burundur.

İnsanoğlunun doğasında beden enerjisini doğayla uyumlu hale getirmek, enerji tıkanıklarımızı açarak hayatın akışına uyum göstermekle mümkündür ve beden buna göre çalışmaktadır. Fakat şehir hayatı, doğal beslenmeden uzaklaşma, spor ve benzeri aktivitelerin hayatımızda yer almaması; teknoloji ve sosyal hayat değişiklikleri bedenimizin enerji akışında tıkanıklar ve zaman zaman da ters akışlar yaratmaktadır. Ayurveda hangi zamanda yaşarsak yaşayalım enerji tıkanıklarımızla  nasıl baş edebileceğimizi öğretir.

Bir Cevap Yazın